22 Aralık 2007 Cumartesi

Havoc (2005)



“2. Bis Film Festivali”mde izlediğim 7. film “Havoc” oldu. 2005 tarihli Havoc, bütün sinematografik öğelerinden çok internette dolaşan dedikodularıyla ünlü olmuş bir film. Günümüz starletlerinden kesinlikle en umut vericisi olan Anne Hathaway’in başrolünde yer aldığı film daha önce Disney filmleriyle meşhur olan başrol oyuncusunu, pornografik düzeydeki seks sahnelerinde gösterdiği iddiasıyla web sitelerinde dilden dile dolanır olmuştu. Bu şekilde meşhur olan filmlerin çoğu gibi, Havoc da zannedildiğinden çok çok daha masum bir film; evet Hathaway’in sahneleri mevcut ama konuşulduğundan çok daha edepli sahneler bunlar.

Benim için filmin nesi önemliydi peki? Genç oyunculardan oluşan kadrosuna bakınca gerçekten ilgi çekici oluyordu yapıt. Çok başarılı bulduğum Anne Hathaway’in o güne kadar çizdiği imajından sıyrılıp, çok daha ciddi filmlere giden kapıyı açacak bir cesaret göstermesi önemliydi. Bunun yanında en az onun kadar yetenekli ve “Mysterious Skin”de muhteşem bir iş çıkaran Joseph Gordon Levitt de vardı. Gerçi filmi izledikten sonra ne kadar korkunç oynadığını fark ettik ama olsun. “Grindhouse: Planet Terror”de El Wray rolüyle kendini kaçınılmaz bir şekilde sevdiren Freddy Rodriguez, bu sefer hiç sevilesi olmasa da filmdeki tutarlı performanslardan birini veriyordu. Bir de yeteneği henüz çok dikkat çekmese de, önümüzdeki yıllarda yakışıklı jön rollerini kapıp öyle ya da böyle kendini geliştirecek Channing Tatum vardı, ki onun da “A Guide To Recognising Your Saints”de başarılı bir iş çıkardığını atlamayayım. Tatum’u da maalesef filmde çok kısa ve Levitt’inki gibi manasız bir rolde izledik. Bijou Phillips, Mike Vogel gibi isimleri de içeren kadrosuyla, tüm bu genç yetenekleri saçma sapan ve klişe bir korku filminde değerlendirmektense (genelde böyle olur), ufak tefek de olsa bir meselesi olan, istediği kadar ağırlaşamasa da kendini rezil etmeyen bir film yapmış yönetmen Barbara Kopple. Kendisini bu filmden baya daha iyi olan Dixie Chicks belgeseli “Shut Up And Sing”den de hatırlayabilirsiniz.

Zengin mahallelerinden sıkılan bir grup beyaz gencin, siyahi (ve Latin) gençlerin yaşantısına özenip onlar gibi davranmasını, onların partilerinde takılmasını ve onlar gibi çeteleşmelerini, eninde sonunda hayatlarını bok etmelerini anlatıyor film. Vurucu bir şey söylemiyor ama özentiliğin ne kadar berbat bir şey olduğunu gayet net gösteriyor. Annesi babası geçinemeyen beyaz Amerikan kızın gidip gettolarda sürtüp, milletle yatıp kalkmasını, daha doğrusu vicdanının bir türlü elvermeyip son anda dönmesini (dünyanın sonu çünkü, orada birine verirse her şeyin sonu gelebilir) izliyoruz. Aptallığına doyamayan sarışın bebek yüzlü sevgilisi de “Yo, Yo, Yo, Muthafucka!” diye dolanıyor etrafta. Kızımız en iyi arkadaşıyla beraber, sırf kendini kabul ettirebilmek için sarhoş olup da 5’li, 8’li gruplarla yatmak üzereyken çığlık çığlığa kaçınca işler ciddiye biniyor, davalar açılıyor (hayır, çocuklar açmıyor davayı “gösterip vermedi” diye, kız “tecavüze uğradım” diye açıyor). Sonra aileler anlıyor ne olup bittiğini, kızlar işin ciddiyetinin farkına varıyor. Eğer o korkunç insanlara bulaşmak istiyorlarsa bir daha düşünmeliler.. Öcü gibi göstermenin dibine vuruyor film. Filmdeki Latinler de tekin tipler değiller ancak biraz klişeden kaçınmak, daha tarafsız olmak, daha kaliteli sonuçlar verebilirdi. Örneğin film akarken arkada bir yerde Meksika sınırındaki kaçaklarla ilgili bir haber görünse, büyüklerin dünyasında hangi kültürün hangi kültüre kaçmak istediği, gençlerde ise tam tersi olduğu gösterilip ironi yapılsa güzel olabilirdi. Film ise özentilikle ilgili doğru laflar söylerken, kendisi gibi olmamayı abartmanın zarardan başka bir şey getirmeyeceğini söylerken haklı. Ama bunu tek bir düzgün zenci ya da Latin göstermeden yapınca hoş durmuyor.

Sonuç olarak Hathaway’in gerçek bir aktris olmak için yıkması gereken duvarları yıktığı bir film olmuş bu. Hakkını veremese de genç ve yetenekli kadrosu için de ilgiye değer bir film. Ha, derseniz ki kısmen ırkçı, orijinallikten nasibin almamış filmler beni pek çekmiyor, o zaman filmin 80 dakika civarında olduğunu da ekleyelim. İzlemek zorunda kalsanız bile fazla uzun sürmüyor en azından.


Not: 2 / 5




"Filmin daha başarılı ancak Hathaway'in çıplak gözüktüğünü vurgulamaktan başka bir amacı olmayan 2. afişi"

1 yorum:

L'Emperuer dedi ki...

Her yerde arayıp da bulamadım film, Anne için izlemek istiyorum