14 Aralık 2007 Cuma

Emre Altuğ - Kişiye Özel



Türk Pop Müziği'nin en “harcanmış” yeteneklerinden Emre Altuğ son albümünü geçtiğimiz yaz çıkarttı. Çağla Şikel'le ezelden beri gizledikleri ilişkilerini açıklamak için tam bu albümün çıkış zamanını bulması zaten şüphelerimi arttırmıştı ama dinledikten sonra tam olarak ikna oldum: maalesef albümde hiç iş yok. Sinema filmlerinde idare eder performanslar gösterip perdeye yakışsa da, korkunç TV dizileri, berbat repertuar seçimi ve iğrenç kıyafetleriyle kendi kendini bitirdiği için kimseyi de suçalayamaz maalesef. “Gidecek Yerim Mi Var?”dan bu yana güzel şarkı ve klip yapmamak konusunda ısrarcı davranan şarkıcıyı da bugünkü boyumun yarısı kadar olduğum zamanlardaki şarkılarıyla hatırlayamayacağım maalesef.


İlk albümüyle piyasada saygın bir yer edinen Emre Altuğ, yakışıklı tipine rağmen (hehehe) söylediği kaliteli şarkılarla, Erkin Koray cover'larıyla ilgimizi ve takdirimizi kazanmıştı. Böylelikle bağladığı “Gökhan Özen'i beğenmek için fazla kaliteli olan kızlar”ın yanında bir de TV'de “Tatlı Hayat” dizisinde oynayınca kitlesi iyice büyüdü. İkinci albümünün çıkış şarkısı bu yüzden önemliydi. Sadece iyi bir şarkı olmakla kalmayıp, beklentileri yükselten bu çocuğu bir hayalkırıklığı olmaktan rahatlıkla kurtarıyordu. Selma Ergeç'in oynadığı şahanevkalade klibiyle de akıllara kazındı şarkı, Kibariye bile yorumladı sonra.


Peki sonra ne oldu? Bu gelecek vaadeden yıldız adayının neden “Lise Defteri” adlı abuk dizide gerçek hayattaki yaşından 10 yaş küçük ve hatta tekerlekli sandalyedeki birini oynadığını kimse anlayamadı. Ece Erken'le karşılıklı oyunculuk katliamına giriştiler. Peşine korkunç şarkı “Bu Kadar Mı?” geldi. Bu zaman dahilinde bi tane sivrizeka Emre'yi ne kadar “seksi” derse veya sevişmekten bahsederse o kadar seksi olacağına ikna etti. Her şarkıya bi “seksi” lafı düştü mutlaka, iticileşti. Sonradan gelsin “Gülpare” adlı 4-5 bölümden fazla sürmeyeceğini sokaktaki adamın bile bileceği diziler, gitsin birbirinden kötü klipler. Erol Günaydın'ın oynadığı “Aşk-ı Kıyamet” klibinin etrafında kopan fırtınayı da hiç anlamadım. Adam her zamanki gibi süper oynuyordu ama öykü bildiğin ajitasyondu, finalinde de Günaydın yatakta ağlıyor mı, yoksa yatağı trambolin olarak mı kullanıyor anlaşılmıyordu. Şimdi bu korkunç albümle beraber yine reyting faciası, “El Gibi” diye bir dizi yaptı, yayından kalkması yakındır (belki olmuştur bile). Yapsalar dünya güzeli çocukları olacak ilişkisiyle prim topluyor bu aralar.


Gelelim albüme. Akla ziyan çıkış şarkısı “Kapış Kapış” yine geleneği bozmayıp korkunç bir kliple karşımıza çıktı. Emre seksi olma triplerini bırakmamış, br de gitar çalar gibi yapma triplerine girişmişti.. Şarkı da gitar duyulmuyordu, ama olsun. İğrenç sözlere sahip olan şarkının akılda kalıcı bir melodisi vardı ama Emre yine “sevişelim, sevişelim..” diyip durdukça sinirlerimi zıplatıyordu. Peşine (sonunda) iyi bir şarkı geldi. Sözü, müziği de Emre Altuğ'a ait olan “Ortam İnsanı”, “Gidecek Yerim Mi Var?”dan beri şarkıcının en iyi şarkısı ve klibidir rahatlıkla.” Aşk mevzularından azıcık da olsa uzaklaştığı için de ayrılıyor diğer şarkılarından. Bu şarkıdan sonra başka klip henüz gelmedi ama Emre'nin öngörülü davranıp albümdeki diğer iki iyi şarkıdan (“Neyleyim”, “Seni Kaybettim”) birini seçeceğinden emin değilim. “Neyleyim” çok orijinal bir slow olmayabilir ama divan şiirini ciddi ciddi anımsatan sözleri ve duygusal melodisi şarkıyı sevmeye yetiyor. “Seni Kaybettim”de biraz 90'lar Türk Pop'u tınlıyor, yine sözleri hoş, bu yüzden albümün geri kalanını dolduran uyduruk şarkılardan başka bir yerde.


Albüm yayınlanmadan önce dünya müziğinin elektronikleştiğinden bahseden ve Justin Timberlake'in tarzından etkilendiğini (gıcık olmak için bir sebep daha) söyleyen şarkıcının düzenlemelerde bunu göstermeye çalıştığı anlaşılıyor ama elektronik pop namına hiçbir şey beceremiyor albüm. Bilindik birkaç elektronik tınıdan öteye geçmiyor ki bunlara artık hemen her pop albümünde rastlamak mümkün. Bu duruma bir istisna olarak “Ortam İnsanı” verilebilir belki.. Altuğ'un söz yazarlığını ve besteciliğini işin içine katmaya çalıştığı albümü beğenecek olan zaten lay lay lom melodiler için beğenecek, bunu söyleyebilirim. Sözlere gelince oldukça klişe dizelerden ibaretler, ayrıca melodiye de oturmuyorlar çoğu zaman, o da dinlerken büyük bir rahatsızlık veriyor. Zaten bahsettikleri şey hep aynı. Albümün adına da bakınca düşünmeden edemiyorum; kişisel albüm yaptım deyip aşktan başka hiçbir şeyden bahsetmeyen şarkıcıların hayatlarına acımak gerekiyor mu acaba?


Not: 1.5 / 5

1 yorum:

hatshepsut dedi ki...

emre altuğ başta çıktığında kaliteliydi ne kadar bozuldu ya... hakikaten sexilik imajına bürünme fikrini kim soktuysa adamın aklına..her imaj herkese gitmes o şirin biriydi ölede kalmalıydı..justin kim o kim gülünç bi duruma düşüyor...o göbekle sexymi olacakmış:D