7 Aralık 2007 Cuma

Desperate Housewives



Amerikan televizyonunun son dönemde geliştirdiği en çekici projelerden biri olan Desperate Housewives bu sene 4. sezonuyla yayında. Gerçi bitmek bilmez Hollywood yazarlar derneği (WGA) grevi yüzünden sezonun kalanının yayını tehlikeye girdi ama bu mecburi aradan önceki son bölümü aklımı başımdan almak için yetti de arttı bile. Eğer sezon finali olarak saymak gerekirse bile bir hayal kırıklığı yaratmaz, zaten bu sezonun en yüksek reytingini yakalaması buna işaret.


Bu diziyle ilgili kabul etmek gereken bir şey var. Hakikaten dizinin asıl meselesi ilk sezondaydı. İyi kurulmuş bir gizem vardı ve ilk sezon finalinde her şey açıklandı. O finalden beri diziye yeni karakterler katarak yeni hikayeler oluşturuyorlar normal olarak. Bu yüzden 2.sezon ilk yayınlanmaya başladığında genel bir tatminsizlik göze çarptı izleyicide. Ne yalan söyleyelim o sene hikayeler o kadar dallanıp budaklandı ki (özellikle Gabrielle'in bebek mevzusu) sezon bütünüyle pek iyi değildi. Sonraki sene de benzer bir düzeyde (izlemesi keyifli ama çok saygı duyulası değil) gitmesini öngörüyorduk ki 7. bölümü olan “Bang!” ile ilk sezondaki çarpıcılığına, heyecanına yeniden kavuştu dizi. Felicity Huffman'ın 4 senedir mükemmel şekilde canlandırdığı Lynette karakterinin bir süpermarkette rehine olarak kalmasının etrafında dönen bölüm seyirciyi diken üstünde tutmayı başarıyor, koltuğunuzda rahat rahat oturmanıza izin vermiyordu. Sezon, Bree'yi canlandıran Marcia Cross'un hamileliği dolayısıyla, bu karakter etrafındaki dinamiğini kaybetti (karnını gizlemek açısından) ama sezon finaline saklanan gizemi Cross'un istirahate girmek zorunda kalışıyla kadını yataktan çıkarmadan 15. bölümde çekip yayınladılar. O bölüm de aynı derecede heyecanlı bir bölümdü (tehlikedeki karakterin yataktan çıkamaması dolayısıyla Hitchcock'u bile anımsatıyordu), sezon finalinin etkisinden çaldı ama sene içinde ilginin yüksek kalmasını sağladı.


Sağlam başlayan ve bu sefer bizi gerçekten esaslı bir gizemli kadın karakter olan Katherine'le tanıştıran 4.sezon, önceki sezonlardaki hataya düşmeyip, kadının çevresini de (kocası, kısmen şapşal kızı) ilgi çekici karakterler olarak sundu, üstelik mahalleye bir de eşcinsel çift getirdiler. Bahsettiğim grev yüzünden muhtemelen bu yayınlanan 9 bölümle beraber sezon sona erecek ama bunu kötü bir şey olarak görmek şart değil. Öncelikle bu 9. bölümde Katherine'in bildiğimiz iki sırrından birini öğrendik. Chicago'da ne olup bittiği açıklandı ancak Wisteria Lane'deki geçmiş günlerinde, eski evlerinde olan trajik olayı henüz öğrenmedik. Bu hikayelerin iki sezona yayılması çok daha olgun ve düşünülmüş bir şekilde sunulmalarını sağlayacak, bu da Katherine'in sezonu kurtarmak için bir yedek parça gibi durmamasını getirecek.


9. bölüm, “Something's Coming” en büyük fobilerimden biri olan hortumla bütün mahalleyi yerle bir ederek şahane bir finale imza atıyor. Bölümün başındaki kadınlardan birinin kocasını, tümünün ise bir arkadaşı kaybedecek olduğu kehaneti zaten sinirlerimizi germişti en baştan (Kaybedilen kocayı gördük, arkadaşı ise muhtemelen sonraki bölümde öğreneceğiz). “Bang!” ile farkedilebilir benzerliklerinden biri iki bölümde de yuva yıkan bir sinir hastası kadının ölmesi. Yine bölümün Lynette'ten oldukça güç aldığını söylemekte sakınca görmüyorum. Zira “cliffhanger” denilen, bağlanmayıp sonraki bölüme bırakılan heyecanlı final de Lynette ile alakalı. Bu kadının başına hakkaten çok şey geldi ama yazarlar ailesine ölümcül bir zarar vermeyi düşünürse gerçekten iyi işlerler umarım. Bir iki bölümde atlatılacak bir acı olmaz çünkü. Ayrıca hiç sevemediğim ve bir iki bölümdür hakkaten çözümlenemez duruma gelen Gabrielle-Victor-Carlos üçgeni de bir yere bağlanmış gibi gözüküyor. Yazarların tüm sevilesi yanını yok ettikleri Edie'ye de bu bölümde biraz sempati kazandırmaları doğru bir seçim olmuş. Öncelikle başroldeki 4+1 ev kadınını düşünmeleri lazım çünkü. Dizi başladığından beri sakarlığıyla varolan Susan'ı da daha ne kadar bu şekilde götürecekler merak konusu. Evlenince aşkın ne kadar sıkıcılaştığını da gördük Mike ile olan ilişkisinde. Yazarların birincil başrol olarak lanse edilen bu karakter hakkında biraz daha kafa yormaları gerekiyor.


Onca ciddi dizi arasında kaliteli pembe dizi tarzıyla ve zaman zaman tam 12'den vuran komedi anlayışıyla gerçekten izlenesi olan Desperate Housewives yılda bir iki kere yaptığı bu gibi bölümlerle dramaya ne kadar hakim olduğunu ispatlıyor. Marcia Cross ve Felicity Huffman bu kadar iyiyken öyküyü kim takar diyorsunuz bazen ama fazla yaratıcılık göz çıkarmaz. Döndüklerinde kalan sırlar hakkında güzel hikayeler ve elbette sanat eseri bir sezon tanıtım reklamı daha umuyorum. WGA'ya da yapımcılarla girdikleri bu savaşta bol şans diliyorum.

1 yorum:

hatshepsut dedi ki...

izlemedim ama yazıyı okuyunca izlemiş kadar oldum:) biraz merak vardı bir ara bende izleme konusunda nedeni ise şu magnum reklamıydı ama kalsın sonuçta pembe dizi gibiymiş dediğine göre kaliteli yada kalitesiz...şunuda itiraf etmek lazım eva langoria çekici kadın.bu flim sayesinde ünlü oldu artı hala meyvesini topluyor sanırım magnum reklamındaki karakter dizideki karaktermiş..