3 Aralık 2007 Pazartesi

Buzda Dans


Kanallarımızda ünlüleri yarıştırmanın son başarılı örneği olan ve bu sene 2. senesini yaşayan “Buzda Dans” pazar gecelerinin idare eder ama bitmek bilmeyen “eğlence”si olmaya devam ediyor. Hem yarışma, hem oylama, hem kavga gürültü hem de saygıdeğer bir spor işin içinde olunca bu kadar popülerleşmesi şaşırtıcı olmayan yarışmanın hiçbir bölümünü baştan sona izlemeye (4 küsür saat) gücüm yetmemiş olsa da ilk sezonundan beri yarım yamalak takip ediyorum. Dün de kendimi aşarak yüzde 75 ini izleyince hakkında bir şeyler karalama zamanı geldi dedim.

Ülkemizde bu tip işler zaman geçtikçe kendini geliştirip güzelleştirmek yerine konseptinin suyunu çıkarmayı tercih eder (diziler ve diğer programlar da dahil). Buzda Dans'ın hakkını burda vermek lazım diye düşünüyorum çünkü bu sene daha kaliteli bir prodüksiyon olarak geri döndü. Çingene kavgaları çıkartmaktan başka birşeye yaramayan elemanları yine var ama olsun. En azından performansların yarısı izlemeye değer oluyor ve yarışmacıların yarısı da “polemiğe girmeyeceğim” dedikten sonra hakikaten girmemeyi başarıyor. Seyirciden de takdir gören İlhan Mansız ve Yasemin Hadıvent'in şovları şimdiden dillere dolandı örneğin. Üstelik de geçen seneki “başarılı” yarışmacılardaki agresiflik bunlarda yok. Her hafta Asena, Bülent Polat birbirine girerken, Asena'nın partneri (kimi kandırdığını sanıyorsa) “Müslüman olacağım” diye takılırken program daha çekilmez oluyordu.

Bu programların asıl starı olan jüri üyelerine bu sene aslında takdir ettiğim ama yıllardır bir numarasını göremediğimiz Hande Ataizi de katılmış. Buz pateni hakkında bir şey bilmediğinden emin olsam da oyuncu karizmasını orada izlemek keyifli oluyor. Olcayto Ahmet Tuğsuz bu sene pek bir ukala geldi bana. Bu yaştaki adamın vasat bir TV şovunda jüri olmanın getirdiği şöhretle başının döneceğine inanmıyorum ama nedenini de anlamış değilim.Grubun zayıf halkası, Perran Kutman'ın Gırgıriye filmlerindeki servete konmuş halini anımsatan Sema Çelebi ise tüm iticiliğiyle koltuğunu koruyor. Sinir bozucu, açıksözlü jürilerin piri Armağan Çağlayan'la zaten kıyaslayamam bu kadını ama dünya görgüsüzü Oray Eğin'den bile daha az sevdiğimi söylemeliyim. Kavga çıkartıyor, sonra mahalle karısı gibi bağırıyor, çığırıyor, susuyor v.s., v.s...Kadınlar umarım “olunmaması gereken model” gibi görüp ders çıkarıyorlardır bu kadından.

Sunuculara, yani programın vitrini olması gereken insanlara gelince. Gamze Özçelik'e Oscar törenlerindeki monoloğu da versen rezil edip çıkar gibi geliyor; henüz devrik olmayan bir cümle veya doğru bir tonlama duymadım kendisinden. Provasızlığına ve özensizliğine vermek istiyorum aslında ama çalışıyor da yapamıyorsa bu programdan sonra sunuculuk işine veda etmesini rica ediyorum. Zorlamaya gerek yok, yıllardır yapıyorsun bu işi halen daha bilmemkimi sahneye davet edişin annemin bizi yemeğe çağırışından daha estetik değil. İlk haftaki programda da Yasemin Hadıvent'i, sanki Meryl Streep'i anons ediyormuş gibi yarım saat övüp sonra, “Karşınızda Yasemin Nihavent!!” diye çağırması şimdiden klasik oldu benim için.

Kendini geliştirememekten bahsetmişken, kendimi bildim bileli haftanın bir gününü “Şahane” diye sıfatlandırıp rezil eden Behzat Uygur'un şahane başarısızlığına da değinmeden geçemeyeceğim. Bunca yıldır canlı yayın sunan bir adamın halen daha bu kadar akıcılık düşmanı, itici bir sunum yapması aklımı başımdan alıyor. Behzat Uygur'un pek komik bir adam olmadığını hepimiz zaten biliyoruz. Kötü esprilerine de yıllardır sağdan soldan duymaktan alıştık, yaparsa katlanabiliriz. Ama daha esprinin yarısında tükürük saçarak (en azından öyle gözüken bir efektle) gülmeye başlayınca gidip bir ters bir düz çakasım geliyor. Git oraya gri saçlı lahana bebek koy, bunca yıl çıkart canlı yayına, o bile dile gelmiş, daha iyi sunuyor olurdu şimdi. Bir gün bant yayın yaparsa da televizyonda kendi programına rastlarsa nasıl bir tepki verecek merak ediyorum.

Birkaç haftadır yayın saati ve günü konusunda kararsızlıklar yaşayıp, reyting listelerinde çok iyi iş çıkaramasa da Buzda Dans, ölümüne kısır Pazar ekranının izlenebilir bir programı olarak çıkıyor karşımıza. Ne kadar daha devam eder bilemeyiz ama şimdiden iyi iş çıkaran yarışmacıları önümüzdeki haftalarda da izlemeye değer. Diğer kalitesiz unsurlardan ise zap yaparak kurtulabilirsiniz. Ne de olsa Gamze Özçelik bir soruyu toparlayıp da sorana kadar 5-6 dakika geçiyor.


"boş işler, boş bakışlar.."

2 yorum:

hatshepsut dedi ki...

sıkıntıdan ölsemde tek çeken kanal show olsada izlemem o programı...öyle nefret ediyorum... hele o gamze özçeliği görünce hala ne yüzle tvlerde onada çok şaşırıyorum...

Adsız dedi ki...

bnce siz karalayack insn arıyorsunuz gamze özçlk son derece başarılı bi oyuncu ve sunucuu onu karalayck olan insn önce dönp kndisini elştrmeli behzat uygrda aynı şklde yıllardır bu işi yapıyor başarılı olmsydı bu kdr sevlmzdi sizler kndinize malzeme çıkarack insanlar arıyorsunuz ama böyle değerli ve sevilen insanlarla uğraşmayın.
hatshepsut sana glnce neden tvlere çıkmıyckmış gamze abla değil ona bu pisliği yapanın utnması lazım ama sizin gibiler yüzündn hala üzülüyor ama sizler bizim fikirlerimizi değiştremssnz biz onu çok seviyoruz ve ypıln her türlü güzel işte onu görmk istiyoruz Türkiyenin en çok izlenn dizisnde başrol olmasıda onun ne kdr iyi,yetenkli ve sevecn olduğunun kanıtıdr!