29 Kasım 2007 Perşembe

Nina's Heavenly Delights (2006)


Bonus Card'ın sponsor olduğu 5. Uluslararası Komedi Filmleri Festivali 23-29 Kasım 2007 tarihlerinde düzenlendi. Bu festivalden maalesef görebildiğim tek film olan “Nina's Heavenly Delights” beni tatmin etmenin yanından bile geçemese de festivale ilk defa katılmış olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Umarım önümüzdeki senelerde !f gibi, filmekimi gibi beni kendine bağlayan festivallerden biri olur.

Film İskoçya'da yaşayan Hintliler etrafında dönüyor, My Big Fat Greek Wedding'den gelen egzotik dalganın etkileri halen devam ediyor gibi, zira bu filmin de diğer, kökenler üzerine yapılmış romantik komedilerden pek bir farkı yok. Tek farkı içindeki lezbiyenlik unsuru olabilirdi belki, ama onun da güzel işlenmeyince ne faydası var. Baş karakterimiz Nina'nın çocukluğuyla giriş yapıyoruz filme, çok sevdiği babası Hint yemeklerinin sırlarını anlatırken, işin içine kalbini koymasını öğütlüyor (Uygar Şirin, birilerinin de yemek yapmayı sevgiyle, kalple, aşkla ilişkilendirmeyen bir film yapmasını isterken haklıydı demek ki). Sonra baba ölüyor, restoranın ailenin elinde kalması tehlikeye giriyor, kız babanın bir yemek yarışmasını kazanma hayallerini keşfediyor derken olabilecek her türlü klişe karakter üzerinden, olabilecek her türlü romantik komedi gelişmesini izliyoruz. Soğuk ve kalbiyle değil aklıyla düşünen bir anne, küçükken tanıdığım bir teyzeye şiddetle benzeyen “gay en iyi erkek arkadaş”, kızın zamanında düğünde terkettiği rakip restoranın aşçısı, şişko ve gürültülü teyzeler gibi. Film boyunca olup biten tek bir şey bile sizi şaşırtmıyor, eğer benim gibi konusuna göz atmadan girdiyseniz, lezbiyenlik hariç. İlginç bir sürpriz gibi giriyor öyküye ve yine ilginç bir şekilde erkeksi kız ve daha feminen kız ayrımı yapılmamış ama hikaye aktıkça herhangi bir ilişkiden daha tahmin edilebilir oluyor gidişat.

Eski müzikli danslı Hint filmlerinin çekilmezliği yok filmde, zira artık o filmlerden ya üretilmiyor ya da buralara kadar ulaşmıyor. Yine de Hint sinemasının daha doğrudürüst işler yaptığını gördük. O da orijinalliğe çok yaklaşmasa da 2001 tarihli Muson Düğünü bu filmden aradığınız şeyleri daha iyi verir örneğin. Tabi aradığınız şey baştan aşağıya 5 dakikada yazabileceğiniz bir film değilse.

Filmin bana gösterdiği şey, yozlaşmış veya yozlaşmakta olan kültürlerin, özellikle de sinema perdesinde ne kadar acınası durduğuydu. Ülkelerinden uzakta yaşayan bu karakterler nefis mutfaklarını ve kendine has cenaze törenlerini koruyorlardı evet ancak filmin yazarı bu karakterlere herhangi bir Amerikan 'sit-kom'undan kes yapıştır diyaloglar sunmaktan çekinmiyordu. Hele de Hint aksanlı İngilizce ve İskoç aksanı birbirine karışınca ortaya çıkan ucubemsi dil ülkemizde kültürümüzü korumak için yapılan çalışmalara ne kadar saygı duyulması ve bunların desteklenmesinin gerekliliğini tekrar ortaya çıkarıyor. Benzer bir sıkıntı 2003 tarihli Mambo Italiano'da da vardı, onda da Kanada yerleşimli İtalyanlar, diyaloglarını Amerikan terimleriyle doldurup filmin etnikliğini mahvediyorlardı. Eğer popüler sinemamız bir gün dünya çapında ilgi görmeye başlarsa bu tuzaklara düşmeyeceğimizi umuyorum.

Sonuç olarak pek bir şey ifade etmeyen, kurgusunun eli yüzü düzgünlüğü hariç övülecek bir tarafı da olmayan “Nina's Heavenly Delights”, bu festivalde izlediğim tek film olarak dünya çapındaki tek özgün ünvanına kavuştu. Yönetmen Paratibha Parmar'ı bu başarısından dolayı tebrik ediyorum.


Not: 1.5/5


"Melisa Sözen ve Nehir Erdoğan, "Okul"dan sonra tekrar bir arada."


Hiç yorum yok: