19 Kasım 2007 Pazartesi

Benimle Dans Eder Misin?

Türk televizyonlarının ilk ciddi ve uzun soluklu dans yarışması “Benimle Dans Eder Misin?” FOX TV'nin hayalkırıklıklarıyla dolu ekranında izleyicisine geri döndü. Günümüzün nadir kaliteli yapımlarından biri olan programa önceki ev sahibi Kanal D'nin ya da en azından kardeş kanalı Star TV'nin sahip çıkmaması üzücü ancak açıldığından beri orijinal Amerikan FOX kanalına yüz karası olmaktan öteye gidemeyen FOX Türkiye için bir can simidi (Formatın asıl sahibi 'So You Think You Can Dance' programının da FOX'ta yayınlandığını hatırlatmakta fayda var). Her ne kadar ülke çapında seçmeleri yayınladıkları haftalar reyting listelerinde 30. sıralarda, canlı yayınlarda ise 14-15 civarlarında gezseler de yarışmacılar dans edebilmeye başladıkça heyecanın ve ilginin artacağı garanti.

Eski jüriden Yonca Evcimik ve Uğurkan Erez görevlerine devam ederken bu yarışmada jüri olmak yerine Buzda Dans'ta yarışmacı olmayı seçen (ve o günden beri kendisinden haber alınamayan) Asena ile Tan Sağtürk bu sezon yoklar. Yerlerine eski balerin (adayı) Çağla Şikel ve Murat Boz gelmiş. Bu 4 kişilik gruptan -eğlenceli oldukları için- şikayet etmek zor ama aralarında doğrudürüst bir dans otoritesi kalmadığı da açık. Bunun yanında sunuculuk konusunda tam bir otorite, bir lider olan Seyfi Dursunoğlu yine yerli yerinde (neyse ki!) ve programın şimdilik gerçekten izlenesi olan tek unsuru. Çok fazla konuşmayan fasulyeden sunucu görevi ise Yiğit Alıcı'dan, geçen sezonların efsane yarışmacısı Eylül Ateşler'e geçmiş. Danstaki başarısını sunuculukta tekrarlamasını beklememek lazım, zira böyle şeyler çok nadir olur. Ayrıca Seyfi Dursunoğlu'nun yanında gölgede kalmamak zor iş. Yine de ben Eylül'ün konuk olarak dans pistine çıkacağı gün sunuculuktaki tüm hatalarını affetmeye söz verebilirim. Hatta Çağla Şikel'le beraber dansederlerse aklımın gitmesi muhtemel.

Yarışmacılar henüz çok acemi, yarısı Türkçe'yi yarım yamalak konuşuyor, yarısından çok daha fazlası nedense moron gibi takılmayı tercih ediyor. Önceki yarışmacıların bir kısmında bulunan yıldız kalitesi yok henüz. Danslar da o kadar başarılı sayılmaz ama daha programın ve eğitimlerinin yeni başladığını unutmamak gerek. Zaman geçtikçe en azından birkaçının bireysel olarak yükselip varolacağını düşünüyorum. Am o vakit gelene kadar izleyiciye belki eski dansçıları konuk alarak veya jürideki genç isimleri kullanarak ufak sürprizler hazırlayabilirler. Halihazırda programın en büyük kozlarından biri olan Huysuz Virjin henüz bu sezonda geri dönmedi, Seyfi Dursunoğlu bu karaktere bürünmeden sunuyor programı. Yine sürükleyici ve çok komik ancak o kostümün içinde olduğu kadar zıpır değil anlaşılabilir bir şekilde. Bu durumda yapımcılara özellikle önümüzdeki 2-3 hafta için büyük iş düşüyor.

Konusu açılmışken söyleyeyim Huysuz Virjin'in programı sunmuyor oluşunun RTÜK'ün sansürüyle alakalı olduğu söylentileri var. Daha geçen çıkan bir haberle beraber yorumlanın dehşet veriyor bu durum. Yeni gösterime giren “Musallat” filminin afişinde üstü çıplak olan Burak Özçivit'e otobüs duraklarına asılacak posterler için dijital olarak atlet giydirilmesi haberinden bahsediyorum. Sansürün başını bu kadar alıp gidebilmesi korkulası, acilen önüne geçilmesi gereken bir durum. İktidarda ve onun da üstündeki makamlarda bulunan kişilerin dünya görüşüyle bir alakası olup olmadığı bir yana zaten yaratıcılıkta ve kalitede bariz sıkıntıları olan sanat ve medya dünyamızın bir de sıkı bir sansürün darbesini yemesi üzücü sonuçlara sebep olacaktır.

Program Türk televizyonunun en büyük ve genel sorunu olan fazla uzun yayın süresinin zararlarını görüyor. 4 saate yaklaşan yayının elbette hızı kesiliyor, zaman zaman sıkıcılaşıyor. Ancak bunların dışında başarılı bir prodüksiyon söz konusu. Yeteneği açığa çıkarmaya ve eğitmeye odaklanmış ve en önemlisi jürinin yarışmacılara verdiği içten destek ve yapıcı eleştiriler bir sürü diğer programdan ayrı kılıyor “Benimle Dans Eder Misin?”i. Bu farklılıklar da gün geçtikçe standartlarını düşüren Türk TV'si için umut verici. Tabi 4 kişilik jüri, 2 kişilik sunucu, 18 kişilik yarışmacı kadrosu ve kalabalık bir teknik ekip içinde işini yüzde yüz başarıyla yapan tek bir kişinin (Seyfi Dursunoğlu) programı yükselttiği seviye, tüm diğer çekilmez, katlanılmaz programlarda işinin hakkını veren kimse mi yok diye sorduruyor maalesef.

Hiç yorum yok: