25 Kasım 2007 Pazar

Baise Moi (2000)


Rahatsız ediciliğiyle devleşen filmler vardır. Gerçekten bunaltıcı, iç karartıcı olan bazı filmler, hayatın gerçekliğiyle ilgili inanılmaz saptamalarda bulunurlar. Bazen dünyanın ne kadar pis, vahşi ve bilinçsiz olduğu üzerine çok doğru tasvirler yaparlar. Bu türün belli bir takip edeni de vardır. İnsanoğlunun ruhunun en karanlık köşelerini bu filmlerle keşfetmenin çekici olmadığını ben de iddia edemem. Senesinin olay filmi “Dönüş Yok” bunlardandır mesela. Sadece insan doğası ile ilgili değil, zamanın geri getirilmezliğiyle ilgili de çok ilgi çekici laflar eder. “Requiem For A Dream” de bu türdendir. Alt metninden nefret de etsem hikayesini anlatış tarzı saygı duyulasıdır. Bu bilinenler haricinde bu türden sayılan tonlarca film var ve bunların arasında tarih yazan başyapıtlar da olmuş (Eraserhead gibi). “Baise Moi” de her şeyiyle bu başlıkların arasına dahil edilmesi gereken bir film.. Aynı derecede saygı duyulası mı o tartışılır..
Virginie Despentes’in çektiği kısmen pornografik, kısmen “Thelma ve Louise” varyasyonu olan film olması gerektiği gibi çiğ, pis ve gerçekçi. Porno yıldızlarından umulmadık derecede iyi bir oyun çıkarmış yönetmen (zaten profesyonel oldukları malum sahnelerin haricinden bahsediyorum elbette). Tabi filmin içinde gerçek sevişme (sevişme?) sahnesi var diye filmin bütün kalanı gerçek olmak zorunda değil. Zaten etkisini arttırmak için aynı sahneyi ağır çekimde 3 ayrı plandan vermek bile yeterince yabancılaştırıcı. Üstelik pişman olan bir tarafları, kendilerini sorgulayan bir tarafları olmadığı sürece bu öyküleri izlemek gerçekten ilginç mi? Daha güzel bir dünya adına sormuyorum bunu ama bu kadar ruhsuzlaşmak için en iyi arkadaşının öldürülmesinden veya tecavüze uğramaktan daha fazlası gerekmez mi? 70 küsür dakikalık filmin 1 dakikasını aşmayan bir sürede karakterlerden birinin “Ne kadar boş işler yapıyoruz!” demesi filmi nihilist kılmaya yeter mi? Bence tümünün cevabı hayır. Eğer mesele en gerçek şekilde yansıtmaksa (ki sinemada bunun mümkün olmadığını biliyoruz, tek bir planın hangi açıdan çekildiği bile o plana bir taraflılık katıyor) o zaman “olabildiğince” gerçek tutup hikayenin gerisini de bomboş bırakmamak gerekiyor. Yani Allah aşkına hangi filmde uçuk iki karakterin iç çamaşırlarıyla odalarında gürültülü bir müzikle kendinden geçmişçe dans etmesi ilginç olabilir artık? Filmin en manasız sahnelerinden biriydi bu. Romantik komedilerde yağmurun altında öpüşme sahnesi varsa, aksiyonlarda kalp masajından sonra göğsüne inen bir yumrukla uyanmak varsa "tutunamayanlar" filmlerinde de bu odada dans etme sahnesi oluyor niyeyse ki.. Üstelik “Duvara Karşı”daki gibi “Punk Is Not Dead!” diye de bağırmıyor kimse.. Bunların yanında şaşkınlık yaratmayan bir sürü katliam sahnesi vs. var.. Uygun gözle bakarsanız bir de birbirlerinden hoşlaşma durumları var ki daha klişe bir durum olamayacağı için (erkekler iğrenç ya..) öyle bakmamayı tercih ediyorum. Feministlikten (anlamasa da) dem vuran bir filmin, cinsel sahnelerinin bu kadar erkek zihnine yönelik çekilmesi de ilginç. Hakikaten mesele ölçüsüz bir şekilde (ki ölçüsüzlük bazen tam da uygun ölçüdür) erkek egemen toplumu eleştirmekse muhtemelen kadın özgürlüğünü savunmak için çektiğin sahneleri erkek egemen toplumun kurallarını bozarak çekebilirsin. Açıkçası bu denli üne kavuşmuş bir filmin bu konuda “Sex and the City” dizisinin gerisinde kalması üzücü. Mesele kadınların da erkeklere kullan-at mantığıyla bakabilmesiyse o dizide çok daha doğru ve samimi tespitler mevcut.
Filmi daha fazla yermeyeyim çünkü meraklısına gerçekten vaat ettiği her şeyi ama her şeyi veren bir film. Biraz suçlu zevk olayına dalmak isterseniz izlerken eğlenebileceğiniz bir yapıt hatta (hadi yapmayın, herkes first-person-shooter oynar). Çıplaklık, gerçek cinsellik, intikam, kan, vahşet, kızgın kadınlar, kafanın her daim iyi olması bazen bir filmden bekleyeceğiniz şey olabilir. Bu konuda haklı bir şöhreti olan filmi izlememekle belki ona haksızlık edebilirsiniz. Ancak izleyip de övgüye boğmak bence bir sürü diğer filme haksızlık.

Not: 2.5/5

Hiç yorum yok: